Milli ve yerli sendikacılık nasıl olmalı?

2016 yılı Çalışma Bakanlığı verilerine göre Büro iş kolunda toplam 25 adet sendika bulunmaktadır. Pek çok sendika iş yeri temsilcisinin ve sendikaya gönül vermiş kişilerin karşılaştığı bir soru vardır “iyide kardeşim ne işe yarayacak bu sendika üyeliği”. Maalesef ki ülkemizde sendika işleri dost ahbap ilişkileri ile yürümekte veya belirli bir siyasi görüşteki kişilerin oluşturduğu bir topluluk olarak kalmakta. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında görevlerine son verilen memurların bir kısmı FETÖ/PDY yapılanmasına ait sendikalara üye olduklarından dolayı atılmış olup bu durum yukarıda bahsettiğim tezi doğrulamaktadır. Sendika üyeliğinden dolayı kamu görevine son verilen kişileri biraz incelediğinizde ya direk FETÖ/PDY mensubu kişiler ya da onların dost ahbap ilişkisi ile üye yaptığı kişiler olduklarını göreceksiniz. Yine maalesef ki pek çok kamu çalışanı sendika üyeliğini bir avantaja dönüştürmenin veya bir makama gelmenin aracı olarak görmektedir. Peki sendika nedir veya ne olmalıdır diye sorulacak olursa cevabımız ne olacaktır?

Öncelikle genel bir durum analizi yapalım. wikipedia.org’ da sendika kelimesini arattığımızda aşağıdaki tanım veriliyor.

“Sendika, çalışanların sosyal, ekonomik hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözme amacı ile kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütlerdir.

Sendikalar sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan çalışanlarla işverenler arasındaki güç eşitsizliğini ortadan kaldırmak için oluşturulmaya başlamıştır. Sendikal yapılanma öncesi iş koşullarına itiraz, yardımlaşma dernekleri ve meslek sandıkları aracılığıyla olmuştur. Bugünkü anlamda sendikal örgütlenme ise önceleri belirli niteliğe sahip çalışanların oluşturduğu ve meslek sendikaları olarak tanımlanan bir yapıdan, sonraları niteliksiz işçilerinde yer aldığı genel sendikalara doğru bir evrim geçirmiştir.”

Aynı sitede “Ahilik” sözcüğünü arattığımızda ise aşağıdaki sonuç çıkmaktadır;

“Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.”

İki tanımada baktığımda aslında Ahilik müessesesinin sendikacılığın ilk temellerini attığını gördüm. Esnaf yani bir nev’i sermaye dayanışması gibi görülse de Ahilik müessesini incelediğimizde usta – çırak ilişkisini net olarak görmekteyiz. Yani hem emek hem de sermayenin bir arada olduğu, hukuka uygun, adil bir paylaşımın ve dayanışmanın sergilendiği mükemmel bir müesseseye şahit oluyoruz.

Yerli ve milli bir sendikacılık anlayışını geliştirebilmek için Osmanlı gibi büyük bir kültürün mirasçısı olarak Ahilik müessesesini, kültürünü, ahlakını ve geleneklerini iyi anlamamız gerekiyor.

Ahilik kültüründe kendi menfaatini başkasının önünde tutmak yoktur. O yüzdendir ki bir kamu çalışanı bir sendikaya bir makama gelmenin hayali ile üye oluyorsa, o sendikada buna göz yumuyorsa ve üyelerinin mesleki, ahlaki gelişimlerinden ziyade mevki gelişimiyle ilgileniyorsa orası sendika değil bir menfaat topluluğuna dönüşüyor, belki de paralel devlet yapılanmasını temellerini atıyor demektir. Bu durumu günümüz sendikal anlayışının temel çıkmazlarından birisi olarak görmekteyim.

İkinci çıkmaz ise üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak, üretimden gelen paylarını adil bir şekilde alabilmek, ortak menfaatler için siyaset yapması gereken sendikaların veya yöneticilerinin şahsi ikbal kaygılarıyla yapılan siyasi hesapların odağı haline gelmiş olmasıdır. Halbuki sendika yöneticilerinin şahsi ikbal için yaptıkları faaliyetler sendikanın tamamına teşmil edilmemeli, Sendikanın ana sorunu haline gelmemelidir. Hiç kimsenin koskoca bir sendika topluluğunu şahsi emellerine alet etmeye hakkı yoktur. Kaldı ki bu durumu bir gelenek yada teamül haline getirmek yozlaşmayı toplum nezdinde meşrulaştırmak anlamına gelir.

Sendikal faaliyetlerde sendikaların üyelerinin hak ve çıkarlarını koruması yanında mesleki ve ahlaki yönlerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Henüz mesleki gelişim kursu açmış bir sendikaya rastlamadım. Genelde yapılan işlem herhangi bir kurs ile anlaşma yaparak üyelerin indirimden faydalanması şeklindedir. Ofis Bir-Sen Genel Merkezinde geçtiğimiz yaz boyunca üyelerimize ücretsiz İngilizce kursu vermiş olmanın gururu ile bu eleştirilerimi yapıyorum. Milli ve yerli olmanın yanında Mesleki ve ahlaki yönden kendisini geliştiren kamu çalışanının hangi sendikaya üye olduğuna bakılmaksızın hak ettikleri üst kademelerde görev almalarında liyakat sisteminin uygulanması sendikacılığın temel ilkelerinden olmalıdır.

Sendika öncelikle vatanına, milletine ve ülkemizin muasır medeniyet seviyesine çıkma idealine hizmet etmelidir. Adil paylaşım sitemini savunmalıdır. Liyakati ön plana çıkarmalıdır. Çalışma barışına katkı sağlamalıdır. Bunun için de yerli ve milli olmalıdır.

Ülkemizde mevcut sendikacılık anlayışının yerli ve milli sendikacılık ekseninde yeniden yapılanması mücadelesinde katkı veren tüm üyelerimizi ve kamu çalışanlarını saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

“Milli ve yerli sendikacılık nasıl olmalı?” için 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir